test
peynirli bohça böreği

hafta sonunun özeti: ortanca+manolya+gülibrişim

1_6Hafta sonu bir yandan bahçede fotoğraf çekerken bir yandan da siteye2_4 yazacaklarımı toparlamaya çalışıyordum. Bugün yağmur altında işe gelip ardından Ankara'dan arayan yeğenimin kuzenlerimle nasıl oynadığını dinleyince bütün hevesimi yitirdim. Daha bir gün önce anneniz, babanız, dayınız, yengeniz ve tatlı kuzeniniz ile birlikte bir sofrada oturup sohbet ederken hemen ertesinde iş başına dönmek sanırım pek bana göre değil.

3_5Ablam Ankara'ya, kardeşim de arkadaşlarıyla Trabzon'a4_4 gidince biz de annemle ve babamla birlikte yollara düştük. Babamı hafta sonları en mutlu eden şey, bahçesiyle uğraşmak . Gecenin bir yarısı varsak bile saatlerce ağaçlarla ve bitkilerle uğraşabilir. Doğrusu ben sabah güneş doğarken kameramla dışarı çıkıp sabah güneşinde çiçekleri ve kelebekleri fotoğraflamayı tercih ediyorum.
Bu defa diğer kuzenim Betül ile kelebeklerin peşinden epey bir koştuk 6_1ama hiç biri 5 dakika yerinde durmadı.  Ben de kameramı henüz açmayan manolya ağacına çevirdim. Ben diğer çiçekleri çekerken bizim manolya da güneş ile birlikte uyanmış hatta arılar tarafından ziyaret edilmişti. Manolya ağacını diktiğimiz günlerde ablam Amerika'da yaşıyordu, o yüzden adı "Ayşe'nin ağacı" kalmıştı aile arasında. Manolya muhteşem bir çiçek ama doğrusu üzerinde tül gibi duran çiçekleri ile gülibrişim'i daha çok seviyorum. Geçen haftayı sadece işlerle geçirince hafta sonu fotoğraf çekme fırsatı bulmak çok keyifliydi.

Bir tek cuma günü harika yemeklerin fotoğraflarını çekme fırsatını buldum. Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı birkaç hafta önce gönderdikleri e-posta ile yaptıkları kurs sonucu çıkaracakları yemek kitabı için gönüllü olarak fotoğraf çekip çekemeyeceğimi sormuşlardı. Cuma günü öğle arasında gidip fotoğraf 5çekimleri yaptım, nefis yemeklerin fotoğrafını çekip acele acele de olsa tatlarına bakmak çok güzeldi! Bu arada haftalar önce fotoğrafını eklediğim teyzemin bohça böreğinin tarifini de nihayet bulabildim. Onu da yarın yazmaya çalışacağım. Bu arada yine yağmur başladı...

* fotoğrafların üzerine tıklarsanız büyük boyutlarını görebilirsiniz.
** yorumlara ön-onay sistemi getirdim, her yorum tarafımdan onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

Comments

merhaba istanbul'da gülibrisim yetisiyor mu? nasil bir toprak veya yer gerekir?
tesekkurler
mehmet

Sitenizi yeni yeni keşfediyorum ve oldukça güzel tariflerle karşılaşıyorum. Sizin tariflerinizi görene kadar yemekle pek aram yoktu,ama o kadar güzel tarifler varki insan tokken bile acıkıyor.
Ayrıca siteniz diğerlerine göre oldukça başarılı.
Ben birşey merak ediyorum, günlüklerden anladığım kadarıyla her gün birer tarif deniyormuşsunuz.Peki ya nasıl zayıf kalıyorsunuz?...

selamun aleykum hatice
arkadaslar arasinda da senden isminle bahsettigimizden boyle hitab etmemin bi sakincasi yoktur umarim.los angeles sehrine cok yakin orange county de ikamet ediyoruz sayimiz azimsanmiyacak kadarda var aslinda. ben geleli henuz yedi ay oldu ve hergecen gun aramiza yeni arkadaslar katiliyo. sitenden burdaki arkadaslar araciligiyla haberimiz oldu. her yaptigimiz icin artik portakal agacindan mi die sormak adetten oldu.sanki maillerime bakar gibi her sabah siteye girip duzenli bi sekilde tarif okuyorum.. epeyde yaptigim oldu...pirasali arnavut boreginin tarifini yollamak istiyorum yeni bi arnavut gelini olarak.aslinda resimlerinide cekmistim ilk yaptigimda ama cep telefonumla:) o yuzden resmini gondermem biraz zor. umarim begenirsiniz esimin anneannesinden ogrendim bu tarifi.
malzemeler ici icin:
bir kilo pirasa,100 gr beyaz peynir, az zeytinyagi, tuz. Hamuru:
bir kilodan biraz az un, tuz, su ve acmak icin yaklasik bir paket margarin.
bir kiloluk paketten yarim bardak kadar ayirip uc kasik tuzla ve oda sicakligindaki suyu azar azar ekliyerek manti hamurunda az yumusak bi hamur yoguruyoruz. o yarim saat dinlelirken;
pirasalari yikayip sadece beyaz kisimlarini oldukca ince halkalar halinde dogruyoruz.(burda turkiyedeki gibi incecik beyazlari korpe
pirasalar bulmak cok zor hepsi kisacik ve cok sert)ustunu ortecek kadar suyla iyice yumusayana kadar hasliyoruz kapagi kesinlikle acik. sonra suyunu suzup halis zeytinyagiyla(annenin dedigi gibi:)biraz kavurup soguduktan sonra beyaz peyniri ekliyoruz...(inan kimse ilk yediginde pirasa oldugunu anlamiyo) hamuru ikiye bolup 12'ser pazi hazirliyoruz. her on ikiden biri digerlerinden daha iri oluo. bunlari kucuk pasta tabagi seklinde acip buyuk pazi en altta kalcak sekilde aralarini yagliyarak ust uste dizip iki adet onikserli hamur elde ediyoruz. yalniz alttaki buyuk parcalarin kenarlarini uste kadar uzatip kapatip bir tabaga ters ceviriyoruz boylece buzdolabin 15 dakka dinlenio.
ilk hamuru kare yada dikdortgen tepsi boyutunda aciyoruz kalan margarinle tepsiyi yagliyoruz ve kenarlarina biraz tasicak sekilde yerlestirip ic malzemeyi seriyoruz. diger hamuruda buyutup merdane yardimiyla tam icin ustunu ortecek kadar kapatiyoruz altta kalan yufkanin kenarlarini sizin "kibinin" kenarlari gibi uste dogru sikica kapatiyoruz. veeee bi miktar daha margarin surup mumkunse ustunu strecleyip bi gece buzdolabinda beklettikten sonra 180 derecede pisiriyoruz.. ciktiktan sonra ustune elimizle bolca su serpip gazete ve sofra beziyle dinlendirirsek yine citi citir ama kesilrken ustu parcalanmayan bi boregimiz oluo... Aman Allahim gercekten ugrastigim kadar uzun surdu yazmak, okurken bayilmadiysan sevindim.. denersen begenecegine eminim hele kenarlarini kitir kitir yemek super oluo. benim annem siviyagla yapilirsa daha hafif olacagini hamurada biraz sirke konulursa daha kitir kitir olacagini soylemisti. sirkeyi denedim gercekten ertesi gunde yumusamadan kitir kitir kaldi ama margarin yerine anca tereyagi kullandim simin damak tadini daha fazla zorlayamazdim.
sevgiler ilknur from orange county

The comments to this entry are closed.